VİLLA DESTAN - en iyi tatil alternatifleri için sahillerin inci tatil villaları burada

MÜŞTERİ DESTEK BİLGİLERİMİZ

ofis: 0242 848 6826 mobil: 0543 848 6826 mail: bilgi@sahilvillalari.com

ISRARLA TAVSİYE ETTİKLERİMİZ

VİLLA DESTAN ( Havuzlu Doğal Bir Huzur Alanı )

Kaş

Dublex

10 kişilik

2 oda

3 Banyo 3 Tuvalet

m2

Klima
Balkon
Donanımlı Mobilyalar
Ebeveyn Banyosu
Havuz Bakımı
Bahçe Bakımı
Duşakabin
BBQ Mangal
Ütü
Ütü
Sınırsız İnternet Bağlantısı
Saç Kurutma Makinası
Bahçe
Televizyon
DVD ve CD Player
Uydu Bağlantısı
Tam Donanımlı Mutfak
Oyun Alanı
duşakabin

 

Patara Genel

Kent hakkında M.Ö. 6. yüzyıl öncesine ait yeterli tarihsel ve arkeolojik bilgi bulunmamaktayken, Prof. Dr. Fahri Işık başkanlığında 1988 yılından beri kesintisiz yürütülen Patara kazılarıyla, Tepecik’te Tunç Çağ buluntularıyla bir arada ele geçen Protogeometrik çömlek parçaları, İ.Ö. 10. ve 11. yüzyıla tarihlenerek daha erken dönemler hakkında bilgi sahibi olmamız sağlanmıştır. Ayrıca Tepecik Sarnıcı içinden çıkan iki adet terrakotta heykelciğin Geç Tunç Çağ ya da Erken Demir Çağ içlerinden olması da sürekli bir yerleşimin izlerini işaret etmektedir.

Patara’nın tarihsel varlığına ilişkin ilk verileri Apollon kehanetiyle ilgili olarak tarihçi Hekataios ve Herodotos’tan öğrenmekteyiz. Pers komutanı Harpagos yönetiminde ordunun İ.Ö. 540 yıllarındaki Lykia seferini anlatan ilk bilgiler Herodotos’a aittir. Yine bu dönemde kent, İ.Ö. 516/15 yılında Sardes’teki Satraplık’a bağlanır. İ.Ö. 469/68 Eurymedon Deniz savaşı sonrasında Attika-Delos Deniz Birliği’ne katılmak zorunda kalır. Kent sonrasında Atina’nın İ.Ö. 404 yılındaki Peloponnes Savaşlarını kaybetmesinin ardından tekrar Pers yönetimine girer. Lykia Kralı Perikle’nin Perslerle yaptığı savaşı kaybetmesinin ardından İ.Ö. 360 dolaylarında, Karia’ya yönetimi altına girer. Ve İ.Ö. 334/33 yıllarında Makedon Kralı İskender Patara’yı da diğer Lykia kentleri gibi komutası altına alır. Kent, İskender’in ölümünden sonra M.Ö. 315′te Antigonos’un ardından da M.Ö. 304′te Demetrios’un işgaline tanıklık etmiştir. İ.Ö. 281 yılında II. Ptolemaios Philadelphos Kurupedion savaşını kazandıktan sonra, tüm Lykia ile birlikte Patara’yı da alır. Ve kenti, karısı ve kız kardeşi Arsinoe’nin adıyla onurlandırır. Ptolemiaios sülalesinin yönetimindeki kent, kısa bir süre  bu isminle anılmış olsa da daha sonraları unutulmuştur. İÖ. 197’de Patara, bu kez Makedon kökenli Seleukoslar’ın eline geçmiştir. Suriye Kralı III. Antiochos’un Lykia’ya dolayısıyla Patara’ya egemenliği İ.Ö. 189/88 yılında imzalanan Apameia Anlaşması’na kadar sürmüştür. Sonrasında ise Roma Konsülü Q. Fabius Labeo’nun emriyle Patara Limanı’ndaki elli kadar gemi yakılır. Ve Lykia, Romalılar müttefiki Rhodos’un yönetimine bırakılır. İ.Ö. 168/67’de de Roma Senatosu Lykia’nın bağımsızlığını tekrar tanır. Tarihçi Livius İ.Ö. 2. yüzyılda Patara için “caput gentis” deyimini kullanmış ve kentin Hellenistik Dönem’de önemini açıkça ortaya koymuştur.

İ.Ö. 88-85 yıllarında I. Mithridates Savaşları sırasında Pontus ordusu Patara’yı ele geçirmeye çalışır ancak başarılı olamaz. Ardından, İ.Ö. 84’te Sulla, Lykia’da Pontus yönetimine son vererek az bir vergiyle Liykia’yı bağımsız kılar. Lykia Birliği içindeki Xanthos, Pinara, Olympos, Tlos ve Myra gibi Patara da üç oy hakkına sahip ayrıcalıklı altı kentten biridir. Birlik toplantıları çoğu kez birliğin limanı durumunda olan Patara’da yapılmakta idi. Roma egemenliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen Patara, Roma valiliklerinin adli işlerini gördüğü bir merkez oluşu yanında Roma’nın doğu eyaletleriyle bağlantısını kurduğu bir deniz üssü olarak da önemini korumuştur. İ.Ö. 43’te ise Brutus, Ksanthos’u kanlı bir savaştan sonra ele geçirir; Patara’yı ise politik bir manevrayla tek kişiye zarar vermeden alır ve tüm Lykia’yı Roma eyaletine dönüştürür. Bu dönemde Patara, Birlik başkentliğini Roma’nın denetiminde sürdürür. İmparator Vespasian döneminde İ.S. 73/74 yıllarında, Lykia’yı Pamphylia ile birleştirdiği düşünülmektedir. Kesin olmamakla birlikte birliğin başkenti Patara olmalıdır. Bunu da “Lykia ulusunun metropolü Patara’nın”, Genel Vali C. Trebonius Proculus Mettius Modestus için kent girişine diktirdiği Onur Takının İ.S. 100 dolayları tarihlenmesi ve İ.S. 138-140 yılı Genel Valisi Arrius Cornelius Proculus’un Lykia Birliği’ne yazdığı iki mektubun Patara’da yazılmış olması da belgelemektedir. Bu dönemde Patara, Dalaman Çayı’ndan, Alanya’ya kadar uzanan geniş ve önemli bir bölgenin başkentidir. İ.S. 1. ve 2. yüzyıllarda  Patara’da Miliarium Lyciae, Deniz Feneri, Büyük Hamam, Marciana Tapınak Mezarı ve Onur Takı, Granarium, Korinth Tapınağı ve Tiyatro sahne binası gibi başkentliğe yakışan önemli yapılar yapılır. İ.S. 131 yılında İmparator Hadrian ve karısı Sabina Patara’yı ziyaret ederler.

  

Saint Nicholaos

İmparator Konstantin zamanında (İS. 312-337) Lykia Pamphylia’dan ayrılarak yeniden tek eyalet olur ve başkentlik Patara’dan dinsel merkez Myra’ya geçer. Şehir Bizans döneminde de önemini korumuş, Hristiyanlar için de önemli bir merkez olarak kalmıştır. “Noel Baba” diye anılan Saint Nicholaos, Patara’da doğmuş, Myra’da öğretisine devam etmiştir. İmparator Konstantin’in başkanlık ettiği M.S. 325′te yapılan Nikaia konsülünde, Lykia’nın tek imza yetkilisi din adamı Eudemos’un Patara Piskoposudur. Ayrıca St. Paul Roma’ya gitmek için Patara’dan gemiye binmiştir.

İ.S. 7. ve 8. yüzyıllarda ki Arap akınlarıyla Patara oldukça hasar görmüş ve kent giderek küçülmüştür. İ.S. 1176 Myrokephalon Savaşı’ndan sonra Lykia da Türkleşme başlar. İ.S. 13.-15. yüzyıllar içinde liman ağzı, Ksanthos Irmağı’nın toprakla birlikte denize sürüklediği kumlarla kapanmıştır. Tarihteki en son belge ise, Cem Sultan’ın İ.S. 1478 tarihinde Patara’ya Rhodoslular’la bir anlaşma yapmak için geldiğini yazmıştır. Bu tarihten sonra kum, İ.S. 16. yüzyılda liman ağzını tamamen doldurmuştur.

Patara savunması ilişkin en erken veriler erken yerleşim olan Tepecik ve Doğucasarı’da görülmektedir. Doğucasarı’da klasik dönem bey yerleşmesi yer alırken etrafında yine bu döneme ait surla çevrilidir. Hellenistik dönemde de yine aynı surlar kullanılmış olmalıdır. Roma Dönemi’ne ait herhangi bir sur kalıntısına rastlanılmamıştır. Roma dönemi sonrasında ilki İ.S. 7. yüzyılda, ikincisi İ.S. 12. yüzyılda olmak üzere kent iki kez surlarla küçülür. Devşirme malzeme ile yapılan Geç Roma surları; Tiyatro, Kent Bazilikası, Hurmalık Hamamı gibi devlet yapılarını dışarıda bırakarak ve Likya Meclisi, Nero Hamamı ile yerle bir ettiği Marciana Tapınak Mezarı’nın dış duvarları üzerine oturtulmuştur. İkinci surla kent, liman çevresine çekilirken, Korinth Tapınağı’nı da içine alarak oldukça küçülür.

Kent, güney-kuzey doğrultusunda Kurşunlutepe-Tepecik ile doğudan batıya Doğucasarı etekleri-liman arası alana yayılmaktadır. Bugünkü görüntüsü ile kente birkaç mezar ve Hellenistik kökenli tiyatro dışında tamamen Roma Dönemi yapıları hakimdir.

Mesafeler

market: 500

Konum Bilgileri

Fiyat Bilgileri

Bugüne Özel Fiyat : 200 Bugünün Özel İndirimi : %10

01-01-2016 /31-01-2016 arası günlük fiyatı : 1250

Diğer Detaylar

 

Patara Genel

Kent hakkında M.Ö. 6. yüzyıl öncesine ait yeterli tarihsel ve arkeolojik bilgi bulunmamaktayken, Prof. Dr. Fahri Işık başkanlığında 1988 yılından beri kesintisiz yürütülen Patara kazılarıyla, Tepecik’te Tunç Çağ buluntularıyla bir arada ele geçen Protogeometrik çömlek parçaları, İ.Ö. 10. ve 11. yüzyıla tarihlenerek daha erken dönemler hakkında bilgi sahibi olmamız sağlanmıştır. Ayrıca Tepecik Sarnıcı içinden çıkan iki adet terrakotta heykelciğin Geç Tunç Çağ ya da Erken Demir Çağ içlerinden olması da sürekli bir yerleşimin izlerini işaret etmektedir.

Patara’nın tarihsel varlığına ilişkin ilk verileri Apollon kehanetiyle ilgili olarak tarihçi Hekataios ve Herodotos’tan öğrenmekteyiz. Pers komutanı Harpagos yönetiminde ordunun İ.Ö. 540 yıllarındaki Lykia seferini anlatan ilk bilgiler Herodotos’a aittir. Yine bu dönemde kent, İ.Ö. 516/15 yılında Sardes’teki Satraplık’a bağlanır. İ.Ö. 469/68 Eurymedon Deniz savaşı sonrasında Attika-Delos Deniz Birliği’ne katılmak zorunda kalır. Kent sonrasında Atina’nın İ.Ö. 404 yılındaki Peloponnes Savaşlarını kaybetmesinin ardından tekrar Pers yönetimine girer. Lykia Kralı Perikle’nin Perslerle yaptığı savaşı kaybetmesinin ardından İ.Ö. 360 dolaylarında, Karia’ya yönetimi altına girer. Ve İ.Ö. 334/33 yıllarında Makedon Kralı İskender Patara’yı da diğer Lykia kentleri gibi komutası altına alır. Kent, İskender’in ölümünden sonra M.Ö. 315′te Antigonos’un ardından da M.Ö. 304′te Demetrios’un işgaline tanıklık etmiştir. İ.Ö. 281 yılında II. Ptolemaios Philadelphos Kurupedion savaşını kazandıktan sonra, tüm Lykia ile birlikte Patara’yı da alır. Ve kenti, karısı ve kız kardeşi Arsinoe’nin adıyla onurlandırır. Ptolemiaios sülalesinin yönetimindeki kent, kısa bir süre  bu isminle anılmış olsa da daha sonraları unutulmuştur. İÖ. 197’de Patara, bu kez Makedon kökenli Seleukoslar’ın eline geçmiştir. Suriye Kralı III. Antiochos’un Lykia’ya dolayısıyla Patara’ya egemenliği İ.Ö. 189/88 yılında imzalanan Apameia Anlaşması’na kadar sürmüştür. Sonrasında ise Roma Konsülü Q. Fabius Labeo’nun emriyle Patara Limanı’ndaki elli kadar gemi yakılır. Ve Lykia, Romalılar müttefiki Rhodos’un yönetimine bırakılır. İ.Ö. 168/67’de de Roma Senatosu Lykia’nın bağımsızlığını tekrar tanır. Tarihçi Livius İ.Ö. 2. yüzyılda Patara için “caput gentis” deyimini kullanmış ve kentin Hellenistik Dönem’de önemini açıkça ortaya koymuştur.

İ.Ö. 88-85 yıllarında I. Mithridates Savaşları sırasında Pontus ordusu Patara’yı ele geçirmeye çalışır ancak başarılı olamaz. Ardından, İ.Ö. 84’te Sulla, Lykia’da Pontus yönetimine son vererek az bir vergiyle Liykia’yı bağımsız kılar. Lykia Birliği içindeki Xanthos, Pinara, Olympos, Tlos ve Myra gibi Patara da üç oy hakkına sahip ayrıcalıklı altı kentten biridir. Birlik toplantıları çoğu kez birliğin limanı durumunda olan Patara’da yapılmakta idi. Roma egemenliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen Patara, Roma valiliklerinin adli işlerini gördüğü bir merkez oluşu yanında Roma’nın doğu eyaletleriyle bağlantısını kurduğu bir deniz üssü olarak da önemini korumuştur. İ.Ö. 43’te ise Brutus, Ksanthos’u kanlı bir savaştan sonra ele geçirir; Patara’yı ise politik bir manevrayla tek kişiye zarar vermeden alır ve tüm Lykia’yı Roma eyaletine dönüştürür. Bu dönemde Patara, Birlik başkentliğini Roma’nın denetiminde sürdürür. İmparator Vespasian döneminde İ.S. 73/74 yıllarında, Lykia’yı Pamphylia ile birleştirdiği düşünülmektedir. Kesin olmamakla birlikte birliğin başkenti Patara olmalıdır. Bunu da “Lykia ulusunun metropolü Patara’nın”, Genel Vali C. Trebonius Proculus Mettius Modestus için kent girişine diktirdiği Onur Takının İ.S. 100 dolayları tarihlenmesi ve İ.S. 138-140 yılı Genel Valisi Arrius Cornelius Proculus’un Lykia Birliği’ne yazdığı iki mektubun Patara’da yazılmış olması da belgelemektedir. Bu dönemde Patara, Dalaman Çayı’ndan, Alanya’ya kadar uzanan geniş ve önemli bir bölgenin başkentidir. İ.S. 1. ve 2. yüzyıllarda  Patara’da Miliarium Lyciae, Deniz Feneri, Büyük Hamam, Marciana Tapınak Mezarı ve Onur Takı, Granarium, Korinth Tapınağı ve Tiyatro sahne binası gibi başkentliğe yakışan önemli yapılar yapılır. İ.S. 131 yılında İmparator Hadrian ve karısı Sabina Patara’yı ziyaret ederler.

  

Saint Nicholaos

İmparator Konstantin zamanında (İS. 312-337) Lykia Pamphylia’dan ayrılarak yeniden tek eyalet olur ve başkentlik Patara’dan dinsel merkez Myra’ya geçer. Şehir Bizans döneminde de önemini korumuş, Hristiyanlar için de önemli bir merkez olarak kalmıştır. “Noel Baba” diye anılan Saint Nicholaos, Patara’da doğmuş, Myra’da öğretisine devam etmiştir. İmparator Konstantin’in başkanlık ettiği M.S. 325′te yapılan Nikaia konsülünde, Lykia’nın tek imza yetkilisi din adamı Eudemos’un Patara Piskoposudur. Ayrıca St. Paul Roma’ya gitmek için Patara’dan gemiye binmiştir.

İ.S. 7. ve 8. yüzyıllarda ki Arap akınlarıyla Patara oldukça hasar görmüş ve kent giderek küçülmüştür. İ.S. 1176 Myrokephalon Savaşı’ndan sonra Lykia da Türkleşme başlar. İ.S. 13.-15. yüzyıllar içinde liman ağzı, Ksanthos Irmağı’nın toprakla birlikte denize sürüklediği kumlarla kapanmıştır. Tarihteki en son belge ise, Cem Sultan’ın İ.S. 1478 tarihinde Patara’ya Rhodoslular’la bir anlaşma yapmak için geldiğini yazmıştır. Bu tarihten sonra kum, İ.S. 16. yüzyılda liman ağzını tamamen doldurmuştur.

Patara savunması ilişkin en erken veriler erken yerleşim olan Tepecik ve Doğucasarı’da görülmektedir. Doğucasarı’da klasik dönem bey yerleşmesi yer alırken etrafında yine bu döneme ait surla çevrilidir. Hellenistik dönemde de yine aynı surlar kullanılmış olmalıdır. Roma Dönemi’ne ait herhangi bir sur kalıntısına rastlanılmamıştır. Roma dönemi sonrasında ilki İ.S. 7. yüzyılda, ikincisi İ.S. 12. yüzyılda olmak üzere kent iki kez surlarla küçülür. Devşirme malzeme ile yapılan Geç Roma surları; Tiyatro, Kent Bazilikası, Hurmalık Hamamı gibi devlet yapılarını dışarıda bırakarak ve Likya Meclisi, Nero Hamamı ile yerle bir ettiği Marciana Tapınak Mezarı’nın dış duvarları üzerine oturtulmuştur. İkinci surla kent, liman çevresine çekilirken, Korinth Tapınağı’nı da içine alarak oldukça küçülür.

Kent, güney-kuzey doğrultusunda Kurşunlutepe-Tepecik ile doğudan batıya Doğucasarı etekleri-liman arası alana yayılmaktadır. Bugünkü görüntüsü ile kente birkaç mezar ve Hellenistik kökenli tiyatro dışında tamamen Roma Dönemi yapıları hakimdir.

Müsaitlik

Rezervasyon Bilgileri

Yukarıdaki takvimde yer alan günlere göre reervasyon yapmak için formu doldurun

Başlangıç

Bitiş

Özel İndirimler

 

Patara Genel

Kent hakkında M.Ö. 6. yüzyıl öncesine ait yeterli tarihsel ve arkeolojik bilgi bulunmamaktayken, Prof. Dr. Fahri Işık başkanlığında 1988 yılından beri kesintisiz yürütülen Patara kazılarıyla, Tepecik’te Tunç Çağ buluntularıyla bir arada ele geçen Protogeometrik çömlek parçaları, İ.Ö. 10. ve 11. yüzyıla tarihlenerek daha erken dönemler hakkında bilgi sahibi olmamız sağlanmıştır. Ayrıca Tepecik Sarnıcı içinden çıkan iki adet terrakotta heykelciğin Geç Tunç Çağ ya da Erken Demir Çağ içlerinden olması da sürekli bir yerleşimin izlerini işaret etmektedir.

Patara’nın tarihsel varlığına ilişkin ilk verileri Apollon kehanetiyle ilgili olarak tarihçi Hekataios ve Herodotos’tan öğrenmekteyiz. Pers komutanı Harpagos yönetiminde ordunun İ.Ö. 540 yıllarındaki Lykia seferini anlatan ilk bilgiler Herodotos’a aittir. Yine bu dönemde kent, İ.Ö. 516/15 yılında Sardes’teki Satraplık’a bağlanır. İ.Ö. 469/68 Eurymedon Deniz savaşı sonrasında Attika-Delos Deniz Birliği’ne katılmak zorunda kalır. Kent sonrasında Atina’nın İ.Ö. 404 yılındaki Peloponnes Savaşlarını kaybetmesinin ardından tekrar Pers yönetimine girer. Lykia Kralı Perikle’nin Perslerle yaptığı savaşı kaybetmesinin ardından İ.Ö. 360 dolaylarında, Karia’ya yönetimi altına girer. Ve İ.Ö. 334/33 yıllarında Makedon Kralı İskender Patara’yı da diğer Lykia kentleri gibi komutası altına alır. Kent, İskender’in ölümünden sonra M.Ö. 315′te Antigonos’un ardından da M.Ö. 304′te Demetrios’un işgaline tanıklık etmiştir. İ.Ö. 281 yılında II. Ptolemaios Philadelphos Kurupedion savaşını kazandıktan sonra, tüm Lykia ile birlikte Patara’yı da alır. Ve kenti, karısı ve kız kardeşi Arsinoe’nin adıyla onurlandırır. Ptolemiaios sülalesinin yönetimindeki kent, kısa bir süre  bu isminle anılmış olsa da daha sonraları unutulmuştur. İÖ. 197’de Patara, bu kez Makedon kökenli Seleukoslar’ın eline geçmiştir. Suriye Kralı III. Antiochos’un Lykia’ya dolayısıyla Patara’ya egemenliği İ.Ö. 189/88 yılında imzalanan Apameia Anlaşması’na kadar sürmüştür. Sonrasında ise Roma Konsülü Q. Fabius Labeo’nun emriyle Patara Limanı’ndaki elli kadar gemi yakılır. Ve Lykia, Romalılar müttefiki Rhodos’un yönetimine bırakılır. İ.Ö. 168/67’de de Roma Senatosu Lykia’nın bağımsızlığını tekrar tanır. Tarihçi Livius İ.Ö. 2. yüzyılda Patara için “caput gentis” deyimini kullanmış ve kentin Hellenistik Dönem’de önemini açıkça ortaya koymuştur.

İ.Ö. 88-85 yıllarında I. Mithridates Savaşları sırasında Pontus ordusu Patara’yı ele geçirmeye çalışır ancak başarılı olamaz. Ardından, İ.Ö. 84’te Sulla, Lykia’da Pontus yönetimine son vererek az bir vergiyle Liykia’yı bağımsız kılar. Lykia Birliği içindeki Xanthos, Pinara, Olympos, Tlos ve Myra gibi Patara da üç oy hakkına sahip ayrıcalıklı altı kentten biridir. Birlik toplantıları çoğu kez birliğin limanı durumunda olan Patara’da yapılmakta idi. Roma egemenliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen Patara, Roma valiliklerinin adli işlerini gördüğü bir merkez oluşu yanında Roma’nın doğu eyaletleriyle bağlantısını kurduğu bir deniz üssü olarak da önemini korumuştur. İ.Ö. 43’te ise Brutus, Ksanthos’u kanlı bir savaştan sonra ele geçirir; Patara’yı ise politik bir manevrayla tek kişiye zarar vermeden alır ve tüm Lykia’yı Roma eyaletine dönüştürür. Bu dönemde Patara, Birlik başkentliğini Roma’nın denetiminde sürdürür. İmparator Vespasian döneminde İ.S. 73/74 yıllarında, Lykia’yı Pamphylia ile birleştirdiği düşünülmektedir. Kesin olmamakla birlikte birliğin başkenti Patara olmalıdır. Bunu da “Lykia ulusunun metropolü Patara’nın”, Genel Vali C. Trebonius Proculus Mettius Modestus için kent girişine diktirdiği Onur Takının İ.S. 100 dolayları tarihlenmesi ve İ.S. 138-140 yılı Genel Valisi Arrius Cornelius Proculus’un Lykia Birliği’ne yazdığı iki mektubun Patara’da yazılmış olması da belgelemektedir. Bu dönemde Patara, Dalaman Çayı’ndan, Alanya’ya kadar uzanan geniş ve önemli bir bölgenin başkentidir. İ.S. 1. ve 2. yüzyıllarda  Patara’da Miliarium Lyciae, Deniz Feneri, Büyük Hamam, Marciana Tapınak Mezarı ve Onur Takı, Granarium, Korinth Tapınağı ve Tiyatro sahne binası gibi başkentliğe yakışan önemli yapılar yapılır. İ.S. 131 yılında İmparator Hadrian ve karısı Sabina Patara’yı ziyaret ederler.

  

Saint Nicholaos

İmparator Konstantin zamanında (İS. 312-337) Lykia Pamphylia’dan ayrılarak yeniden tek eyalet olur ve başkentlik Patara’dan dinsel merkez Myra’ya geçer. Şehir Bizans döneminde de önemini korumuş, Hristiyanlar için de önemli bir merkez olarak kalmıştır. “Noel Baba” diye anılan Saint Nicholaos, Patara’da doğmuş, Myra’da öğretisine devam etmiştir. İmparator Konstantin’in başkanlık ettiği M.S. 325′te yapılan Nikaia konsülünde, Lykia’nın tek imza yetkilisi din adamı Eudemos’un Patara Piskoposudur. Ayrıca St. Paul Roma’ya gitmek için Patara’dan gemiye binmiştir.

İ.S. 7. ve 8. yüzyıllarda ki Arap akınlarıyla Patara oldukça hasar görmüş ve kent giderek küçülmüştür. İ.S. 1176 Myrokephalon Savaşı’ndan sonra Lykia da Türkleşme başlar. İ.S. 13.-15. yüzyıllar içinde liman ağzı, Ksanthos Irmağı’nın toprakla birlikte denize sürüklediği kumlarla kapanmıştır. Tarihteki en son belge ise, Cem Sultan’ın İ.S. 1478 tarihinde Patara’ya Rhodoslular’la bir anlaşma yapmak için geldiğini yazmıştır. Bu tarihten sonra kum, İ.S. 16. yüzyılda liman ağzını tamamen doldurmuştur.

Patara savunması ilişkin en erken veriler erken yerleşim olan Tepecik ve Doğucasarı’da görülmektedir. Doğucasarı’da klasik dönem bey yerleşmesi yer alırken etrafında yine bu döneme ait surla çevrilidir. Hellenistik dönemde de yine aynı surlar kullanılmış olmalıdır. Roma Dönemi’ne ait herhangi bir sur kalıntısına rastlanılmamıştır. Roma dönemi sonrasında ilki İ.S. 7. yüzyılda, ikincisi İ.S. 12. yüzyılda olmak üzere kent iki kez surlarla küçülür. Devşirme malzeme ile yapılan Geç Roma surları; Tiyatro, Kent Bazilikası, Hurmalık Hamamı gibi devlet yapılarını dışarıda bırakarak ve Likya Meclisi, Nero Hamamı ile yerle bir ettiği Marciana Tapınak Mezarı’nın dış duvarları üzerine oturtulmuştur. İkinci surla kent, liman çevresine çekilirken, Korinth Tapınağı’nı da içine alarak oldukça küçülür.

Kent, güney-kuzey doğrultusunda Kurşunlutepe-Tepecik ile doğudan batıya Doğucasarı etekleri-liman arası alana yayılmaktadır. Bugünkü görüntüsü ile kente birkaç mezar ve Hellenistik kökenli tiyatro dışında tamamen Roma Dönemi yapıları hakimdir.

Neler Yapılabilir

 

Patara Genel

Kent hakkında M.Ö. 6. yüzyıl öncesine ait yeterli tarihsel ve arkeolojik bilgi bulunmamaktayken, Prof. Dr. Fahri Işık başkanlığında 1988 yılından beri kesintisiz yürütülen Patara kazılarıyla, Tepecik’te Tunç Çağ buluntularıyla bir arada ele geçen Protogeometrik çömlek parçaları, İ.Ö. 10. ve 11. yüzyıla tarihlenerek daha erken dönemler hakkında bilgi sahibi olmamız sağlanmıştır. Ayrıca Tepecik Sarnıcı içinden çıkan iki adet terrakotta heykelciğin Geç Tunç Çağ ya da Erken Demir Çağ içlerinden olması da sürekli bir yerleşimin izlerini işaret etmektedir.

Patara’nın tarihsel varlığına ilişkin ilk verileri Apollon kehanetiyle ilgili olarak tarihçi Hekataios ve Herodotos’tan öğrenmekteyiz. Pers komutanı Harpagos yönetiminde ordunun İ.Ö. 540 yıllarındaki Lykia seferini anlatan ilk bilgiler Herodotos’a aittir. Yine bu dönemde kent, İ.Ö. 516/15 yılında Sardes’teki Satraplık’a bağlanır. İ.Ö. 469/68 Eurymedon Deniz savaşı sonrasında Attika-Delos Deniz Birliği’ne katılmak zorunda kalır. Kent sonrasında Atina’nın İ.Ö. 404 yılındaki Peloponnes Savaşlarını kaybetmesinin ardından tekrar Pers yönetimine girer. Lykia Kralı Perikle’nin Perslerle yaptığı savaşı kaybetmesinin ardından İ.Ö. 360 dolaylarında, Karia’ya yönetimi altına girer. Ve İ.Ö. 334/33 yıllarında Makedon Kralı İskender Patara’yı da diğer Lykia kentleri gibi komutası altına alır. Kent, İskender’in ölümünden sonra M.Ö. 315′te Antigonos’un ardından da M.Ö. 304′te Demetrios’un işgaline tanıklık etmiştir. İ.Ö. 281 yılında II. Ptolemaios Philadelphos Kurupedion savaşını kazandıktan sonra, tüm Lykia ile birlikte Patara’yı da alır. Ve kenti, karısı ve kız kardeşi Arsinoe’nin adıyla onurlandırır. Ptolemiaios sülalesinin yönetimindeki kent, kısa bir süre  bu isminle anılmış olsa da daha sonraları unutulmuştur. İÖ. 197’de Patara, bu kez Makedon kökenli Seleukoslar’ın eline geçmiştir. Suriye Kralı III. Antiochos’un Lykia’ya dolayısıyla Patara’ya egemenliği İ.Ö. 189/88 yılında imzalanan Apameia Anlaşması’na kadar sürmüştür. Sonrasında ise Roma Konsülü Q. Fabius Labeo’nun emriyle Patara Limanı’ndaki elli kadar gemi yakılır. Ve Lykia, Romalılar müttefiki Rhodos’un yönetimine bırakılır. İ.Ö. 168/67’de de Roma Senatosu Lykia’nın bağımsızlığını tekrar tanır. Tarihçi Livius İ.Ö. 2. yüzyılda Patara için “caput gentis” deyimini kullanmış ve kentin Hellenistik Dönem’de önemini açıkça ortaya koymuştur.

İ.Ö. 88-85 yıllarında I. Mithridates Savaşları sırasında Pontus ordusu Patara’yı ele geçirmeye çalışır ancak başarılı olamaz. Ardından, İ.Ö. 84’te Sulla, Lykia’da Pontus yönetimine son vererek az bir vergiyle Liykia’yı bağımsız kılar. Lykia Birliği içindeki Xanthos, Pinara, Olympos, Tlos ve Myra gibi Patara da üç oy hakkına sahip ayrıcalıklı altı kentten biridir. Birlik toplantıları çoğu kez birliğin limanı durumunda olan Patara’da yapılmakta idi. Roma egemenliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen Patara, Roma valiliklerinin adli işlerini gördüğü bir merkez oluşu yanında Roma’nın doğu eyaletleriyle bağlantısını kurduğu bir deniz üssü olarak da önemini korumuştur. İ.Ö. 43’te ise Brutus, Ksanthos’u kanlı bir savaştan sonra ele geçirir; Patara’yı ise politik bir manevrayla tek kişiye zarar vermeden alır ve tüm Lykia’yı Roma eyaletine dönüştürür. Bu dönemde Patara, Birlik başkentliğini Roma’nın denetiminde sürdürür. İmparator Vespasian döneminde İ.S. 73/74 yıllarında, Lykia’yı Pamphylia ile birleştirdiği düşünülmektedir. Kesin olmamakla birlikte birliğin başkenti Patara olmalıdır. Bunu da “Lykia ulusunun metropolü Patara’nın”, Genel Vali C. Trebonius Proculus Mettius Modestus için kent girişine diktirdiği Onur Takının İ.S. 100 dolayları tarihlenmesi ve İ.S. 138-140 yılı Genel Valisi Arrius Cornelius Proculus’un Lykia Birliği’ne yazdığı iki mektubun Patara’da yazılmış olması da belgelemektedir. Bu dönemde Patara, Dalaman Çayı’ndan, Alanya’ya kadar uzanan geniş ve önemli bir bölgenin başkentidir. İ.S. 1. ve 2. yüzyıllarda  Patara’da Miliarium Lyciae, Deniz Feneri, Büyük Hamam, Marciana Tapınak Mezarı ve Onur Takı, Granarium, Korinth Tapınağı ve Tiyatro sahne binası gibi başkentliğe yakışan önemli yapılar yapılır. İ.S. 131 yılında İmparator Hadrian ve karısı Sabina Patara’yı ziyaret ederler.

  

Saint Nicholaos

İmparator Konstantin zamanında (İS. 312-337) Lykia Pamphylia’dan ayrılarak yeniden tek eyalet olur ve başkentlik Patara’dan dinsel merkez Myra’ya geçer. Şehir Bizans döneminde de önemini korumuş, Hristiyanlar için de önemli bir merkez olarak kalmıştır. “Noel Baba” diye anılan Saint Nicholaos, Patara’da doğmuş, Myra’da öğretisine devam etmiştir. İmparator Konstantin’in başkanlık ettiği M.S. 325′te yapılan Nikaia konsülünde, Lykia’nın tek imza yetkilisi din adamı Eudemos’un Patara Piskoposudur. Ayrıca St. Paul Roma’ya gitmek için Patara’dan gemiye binmiştir.

İ.S. 7. ve 8. yüzyıllarda ki Arap akınlarıyla Patara oldukça hasar görmüş ve kent giderek küçülmüştür. İ.S. 1176 Myrokephalon Savaşı’ndan sonra Lykia da Türkleşme başlar. İ.S. 13.-15. yüzyıllar içinde liman ağzı, Ksanthos Irmağı’nın toprakla birlikte denize sürüklediği kumlarla kapanmıştır. Tarihteki en son belge ise, Cem Sultan’ın İ.S. 1478 tarihinde Patara’ya Rhodoslular’la bir anlaşma yapmak için geldiğini yazmıştır. Bu tarihten sonra kum, İ.S. 16. yüzyılda liman ağzını tamamen doldurmuştur.

Patara savunması ilişkin en erken veriler erken yerleşim olan Tepecik ve Doğucasarı’da görülmektedir. Doğucasarı’da klasik dönem bey yerleşmesi yer alırken etrafında yine bu döneme ait surla çevrilidir. Hellenistik dönemde de yine aynı surlar kullanılmış olmalıdır. Roma Dönemi’ne ait herhangi bir sur kalıntısına rastlanılmamıştır. Roma dönemi sonrasında ilki İ.S. 7. yüzyılda, ikincisi İ.S. 12. yüzyılda olmak üzere kent iki kez surlarla küçülür. Devşirme malzeme ile yapılan Geç Roma surları; Tiyatro, Kent Bazilikası, Hurmalık Hamamı gibi devlet yapılarını dışarıda bırakarak ve Likya Meclisi, Nero Hamamı ile yerle bir ettiği Marciana Tapınak Mezarı’nın dış duvarları üzerine oturtulmuştur. İkinci surla kent, liman çevresine çekilirken, Korinth Tapınağı’nı da içine alarak oldukça küçülür.

Kent, güney-kuzey doğrultusunda Kurşunlutepe-Tepecik ile doğudan batıya Doğucasarı etekleri-liman arası alana yayılmaktadır. Bugünkü görüntüsü ile kente birkaç mezar ve Hellenistik kökenli tiyatro dışında tamamen Roma Dönemi yapıları hakimdir.

Adrese Serviz Hizmetlerimiz

 

Patara Genel

Kent hakkında M.Ö. 6. yüzyıl öncesine ait yeterli tarihsel ve arkeolojik bilgi bulunmamaktayken, Prof. Dr. Fahri Işık başkanlığında 1988 yılından beri kesintisiz yürütülen Patara kazılarıyla, Tepecik’te Tunç Çağ buluntularıyla bir arada ele geçen Protogeometrik çömlek parçaları, İ.Ö. 10. ve 11. yüzyıla tarihlenerek daha erken dönemler hakkında bilgi sahibi olmamız sağlanmıştır. Ayrıca Tepecik Sarnıcı içinden çıkan iki adet terrakotta heykelciğin Geç Tunç Çağ ya da Erken Demir Çağ içlerinden olması da sürekli bir yerleşimin izlerini işaret etmektedir.

Patara’nın tarihsel varlığına ilişkin ilk verileri Apollon kehanetiyle ilgili olarak tarihçi Hekataios ve Herodotos’tan öğrenmekteyiz. Pers komutanı Harpagos yönetiminde ordunun İ.Ö. 540 yıllarındaki Lykia seferini anlatan ilk bilgiler Herodotos’a aittir. Yine bu dönemde kent, İ.Ö. 516/15 yılında Sardes’teki Satraplık’a bağlanır. İ.Ö. 469/68 Eurymedon Deniz savaşı sonrasında Attika-Delos Deniz Birliği’ne katılmak zorunda kalır. Kent sonrasında Atina’nın İ.Ö. 404 yılındaki Peloponnes Savaşlarını kaybetmesinin ardından tekrar Pers yönetimine girer. Lykia Kralı Perikle’nin Perslerle yaptığı savaşı kaybetmesinin ardından İ.Ö. 360 dolaylarında, Karia’ya yönetimi altına girer. Ve İ.Ö. 334/33 yıllarında Makedon Kralı İskender Patara’yı da diğer Lykia kentleri gibi komutası altına alır. Kent, İskender’in ölümünden sonra M.Ö. 315′te Antigonos’un ardından da M.Ö. 304′te Demetrios’un işgaline tanıklık etmiştir. İ.Ö. 281 yılında II. Ptolemaios Philadelphos Kurupedion savaşını kazandıktan sonra, tüm Lykia ile birlikte Patara’yı da alır. Ve kenti, karısı ve kız kardeşi Arsinoe’nin adıyla onurlandırır. Ptolemiaios sülalesinin yönetimindeki kent, kısa bir süre  bu isminle anılmış olsa da daha sonraları unutulmuştur. İÖ. 197’de Patara, bu kez Makedon kökenli Seleukoslar’ın eline geçmiştir. Suriye Kralı III. Antiochos’un Lykia’ya dolayısıyla Patara’ya egemenliği İ.Ö. 189/88 yılında imzalanan Apameia Anlaşması’na kadar sürmüştür. Sonrasında ise Roma Konsülü Q. Fabius Labeo’nun emriyle Patara Limanı’ndaki elli kadar gemi yakılır. Ve Lykia, Romalılar müttefiki Rhodos’un yönetimine bırakılır. İ.Ö. 168/67’de de Roma Senatosu Lykia’nın bağımsızlığını tekrar tanır. Tarihçi Livius İ.Ö. 2. yüzyılda Patara için “caput gentis” deyimini kullanmış ve kentin Hellenistik Dönem’de önemini açıkça ortaya koymuştur.

İ.Ö. 88-85 yıllarında I. Mithridates Savaşları sırasında Pontus ordusu Patara’yı ele geçirmeye çalışır ancak başarılı olamaz. Ardından, İ.Ö. 84’te Sulla, Lykia’da Pontus yönetimine son vererek az bir vergiyle Liykia’yı bağımsız kılar. Lykia Birliği içindeki Xanthos, Pinara, Olympos, Tlos ve Myra gibi Patara da üç oy hakkına sahip ayrıcalıklı altı kentten biridir. Birlik toplantıları çoğu kez birliğin limanı durumunda olan Patara’da yapılmakta idi. Roma egemenliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen Patara, Roma valiliklerinin adli işlerini gördüğü bir merkez oluşu yanında Roma’nın doğu eyaletleriyle bağlantısını kurduğu bir deniz üssü olarak da önemini korumuştur. İ.Ö. 43’te ise Brutus, Ksanthos’u kanlı bir savaştan sonra ele geçirir; Patara’yı ise politik bir manevrayla tek kişiye zarar vermeden alır ve tüm Lykia’yı Roma eyaletine dönüştürür. Bu dönemde Patara, Birlik başkentliğini Roma’nın denetiminde sürdürür. İmparator Vespasian döneminde İ.S. 73/74 yıllarında, Lykia’yı Pamphylia ile birleştirdiği düşünülmektedir. Kesin olmamakla birlikte birliğin başkenti Patara olmalıdır. Bunu da “Lykia ulusunun metropolü Patara’nın”, Genel Vali C. Trebonius Proculus Mettius Modestus için kent girişine diktirdiği Onur Takının İ.S. 100 dolayları tarihlenmesi ve İ.S. 138-140 yılı Genel Valisi Arrius Cornelius Proculus’un Lykia Birliği’ne yazdığı iki mektubun Patara’da yazılmış olması da belgelemektedir. Bu dönemde Patara, Dalaman Çayı’ndan, Alanya’ya kadar uzanan geniş ve önemli bir bölgenin başkentidir. İ.S. 1. ve 2. yüzyıllarda  Patara’da Miliarium Lyciae, Deniz Feneri, Büyük Hamam, Marciana Tapınak Mezarı ve Onur Takı, Granarium, Korinth Tapınağı ve Tiyatro sahne binası gibi başkentliğe yakışan önemli yapılar yapılır. İ.S. 131 yılında İmparator Hadrian ve karısı Sabina Patara’yı ziyaret ederler.

  

Saint Nicholaos

İmparator Konstantin zamanında (İS. 312-337) Lykia Pamphylia’dan ayrılarak yeniden tek eyalet olur ve başkentlik Patara’dan dinsel merkez Myra’ya geçer. Şehir Bizans döneminde de önemini korumuş, Hristiyanlar için de önemli bir merkez olarak kalmıştır. “Noel Baba” diye anılan Saint Nicholaos, Patara’da doğmuş, Myra’da öğretisine devam etmiştir. İmparator Konstantin’in başkanlık ettiği M.S. 325′te yapılan Nikaia konsülünde, Lykia’nın tek imza yetkilisi din adamı Eudemos’un Patara Piskoposudur. Ayrıca St. Paul Roma’ya gitmek için Patara’dan gemiye binmiştir.

İ.S. 7. ve 8. yüzyıllarda ki Arap akınlarıyla Patara oldukça hasar görmüş ve kent giderek küçülmüştür. İ.S. 1176 Myrokephalon Savaşı’ndan sonra Lykia da Türkleşme başlar. İ.S. 13.-15. yüzyıllar içinde liman ağzı, Ksanthos Irmağı’nın toprakla birlikte denize sürüklediği kumlarla kapanmıştır. Tarihteki en son belge ise, Cem Sultan’ın İ.S. 1478 tarihinde Patara’ya Rhodoslular’la bir anlaşma yapmak için geldiğini yazmıştır. Bu tarihten sonra kum, İ.S. 16. yüzyılda liman ağzını tamamen doldurmuştur.

Patara savunması ilişkin en erken veriler erken yerleşim olan Tepecik ve Doğucasarı’da görülmektedir. Doğucasarı’da klasik dönem bey yerleşmesi yer alırken etrafında yine bu döneme ait surla çevrilidir. Hellenistik dönemde de yine aynı surlar kullanılmış olmalıdır. Roma Dönemi’ne ait herhangi bir sur kalıntısına rastlanılmamıştır. Roma dönemi sonrasında ilki İ.S. 7. yüzyılda, ikincisi İ.S. 12. yüzyılda olmak üzere kent iki kez surlarla küçülür. Devşirme malzeme ile yapılan Geç Roma surları; Tiyatro, Kent Bazilikası, Hurmalık Hamamı gibi devlet yapılarını dışarıda bırakarak ve Likya Meclisi, Nero Hamamı ile yerle bir ettiği Marciana Tapınak Mezarı’nın dış duvarları üzerine oturtulmuştur. İkinci surla kent, liman çevresine çekilirken, Korinth Tapınağı’nı da içine alarak oldukça küçülür.

Kent, güney-kuzey doğrultusunda Kurşunlutepe-Tepecik ile doğudan batıya Doğucasarı etekleri-liman arası alana yayılmaktadır. Bugünkü görüntüsü ile kente birkaç mezar ve Hellenistik kökenli tiyatro dışında tamamen Roma Dönemi yapıları hakimdir.

Yorumlar

Bu evimizde daha önce konaklamış olan misafirlerimizin yorumları

Henüz Yorum Eklenmemiş